Olsun, Orası da Bizim Memleket.

Tarımla ilgiliyim. Bir dikili ağaç olsun, söyle bir tarlada yürümek, ekmek, çoğaltmak çok keyifli. Çanakkale Bayramiç’te de bu amaçla bazı girişimlerim var. Bayramiç ilçesi küçük, yeşil, şirin bir yer. Ama işi olmayanların uğramayacağı lokasyonda. Altınoluk’un daha kuzeyi deniz görmeyen kaz dağı tarafı gibi.

Oysa ben denize yakın olmayı da çok seviyorum. İşte deniz yakın olayım ama tarlalara da uzak olmayayım diye Çanakkale Assos’da birçok köyde kiralık satılık yer bakmıştım pandemi öncesinde. Emeklilik hayalleri olarak.  Pandemi döneminde değerleri çok arttı, ulaşılmaz oldular. Pandemi zaten tüm hayalleri öteledi biraz.

İşte köy dolaşmalarımın birinde bir köy kahvesine uğramış çay içiyordum. Biri sordu “Nerelisin?” diye. Ben de “Urfalıyım” dedim. Yaşlıca amca “Olsun. Orası da bizim memleket” dedi. Ben bir şey demedim. Urfa’nın ilçelerinin çoğunluğu Arap ve Kürt kökenli. Hatta Siverek (ki Bucak aşiretinin yoğun olduğu yer) Zaza’dır. Merkezde Türk kökenli de var. Eskiden Ermeniler de varmış.

Bizim köy özellikli, bir köy. Halk ozanlarının çıktığı, kendine ait özel gelenek görenekleri olan bir iki benzer köyden biri. Oldukça da büyük ve şehir merkezine yakın. Urfa’da 3-4 ortaokul varken köyde de ortaokul varmış. 14 yaşıma kadar da Urfa’da yaşadım.

O yaşlı Amcaya diyemedim “Ben Urfalıyım ama Urfalılar benden değil”.

Urfa, 1980 öncesi 7 milletvekilinin 3 CHP, 3 AP bir MSP veya MHP arasında gidip geldiği bir yerdi. Sinemaları, konserleri, tiyatroları ve henüz bozulmamış gelenek ve görenekleri ile oldukça güzeldi.

Yıllar geçti dünya değişti, Urfa da değişti. Ancak başka yönde. Türkülerdeki “Karaköprü narlıktır, güzellik bir varlıktır.” kayboldu. Önce villalar, sonra apartmanlarla doldu. Çocukluğumuzda çok sık gittiğimiz komşumuzun nar bahçeleri ve deresinde yüzdüğümüz hatta balık tuttuğumuz yerler, “İnşaat ya Resulallah”, nüfus artışı ve göçün de etkisi ile hızla yok oldu.

Sonraki yıllarda “Artık Urfa’yı ben bile kurtaramam” deyip narsistik bir eda ile elimi ayağımı çektim. Arada çiğ köftemi, kebabımı yemeğe devam ettim. Sesi en kötü Urfalı olunca türkülerini dinledim bol bol.

Dağcılık, trekking dolaysıyla da Anadolu’nun çok yerine gittim. Her tarafı ayrı bir güzel, özel. Karadenizli de olabilirdim Egeli de. Bayramiç de benim mekânım, Antalya Mersin de. Hepsinde de mutlu olurum, yaşayabilirim.  

Olsun işte. Urfa’da bizim memleket, Diyarbakır da Tunceli, Artvin de. Birileri kendilerini daha fazla vatanın sahibi sanıyor bazen. En çok sanan bazen en çok da aldanan ve o vatanı koruyamayan. Herkesin vatan sevgisi kendine göre.

Bir kimlikten sorunu olanlar, genellikle kendi kimliğinden rahatsız olan, bir anlamda gizlemeye çalışan gibi gelir bana. İster etnik kimlik, cinsel tercihler, isterse de dini kimlik olsun daha baskıcı abartılı ve karşıdaki reddedici inkara yakın bir dışlayıcı rolü benimsiyorlar. Bir anlamda aşırılıkları gizlediklerinin dışa yansıması gibi gelir bana.

Saflık övünç kaynağıdır, erillik, feodalite, bir yerli olmak, bir kimlikten bir mezhepten olmak.

Oysa çoğulculuk güzeldir, Karışmak iyidir. Bal binlerce çiçek özünden olur. Ondan güzeldir.

Herkesin sofraya getireceği bir lokma vardır, zenginleştirir. Herkesin sofrada oturacağı bir yer vardır. Yer açmak gerek. Kucaklaşmak gerek.

Olsun desek olur mu?

Advertisement

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s