Eyleminiz Bol Olsun.

Son zamanlarda daha sakin, daha pozitif ve daha andan zevk alır hale doğru evrildiğimi fark ediyorum. Oysa bakınca neredeyse gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz ve bize söylenen her alandaki işler hiç de “Şimdi Reklamlar” ve eskiden çokça meşhur “İcraatın İçinden” gibi değil.

Sızlanmak, negatifi tartışarak var olan enerjimizi de tüketmek yerine neler yapılabilir veya en azından neler iyi diye bakılabilir. Bizimle ilgili etrafımızla ilgili olumlu şeylere odaklanıp bunları artırdığımızda, iyiliklerimizi paylaştığımızda eminim ki dış koşullar resmi haber kanalları dışındaki var olan dünya koşulları değişmese de “yaşamak güzel şey be kardeşim” denecek çok şey olduğu görülecek.

Ben bundan dolayı mutluyum. O yüzden hem toplulukları önemsiyorum ama bireyin kendisinin de oldukça önemli olduğuna inanıyorum. Evet “bir şeyler var değişecek” önce bireyden başlayacak.

Bazen basit şeyler için enerjimiz kalmaz. Normalde bol keseden destekler, çözümler “Hadi şimdi!” dediğinizde o kitlelerden bir şey istediğinde veya eyleme geçmeleri gerektiğinde “hüloğğğğ” sesleri geliyor mu? Emin değilim. Düşünce ve eyleme geçiş arasında uzun ince bir yol vardır.  

Benim çok sevdiğim bir karikatür vardı. Nedense kaydetmemişim bir yere de kopyalamamışım. Önde biri bir pankart taşıyor. “Destekliyorum.” Arkada koca bir kalabalık, herkes “ben de” pankartı taşıyor. (orijinali “Karşıyım” idi bu arada, küçük bir değişiklik yaptım). Düşündüğünüz ne ise az da olsa eyleme geçirin.

Ben “İyi bir düşüncenin çok da anlamı yok, eyleme dönük hali yok ise” derim. Örneğin bana büyük ikramiye çıksa bunun yarısını ihtiyacı olanlara dağıtırım” diye düşüncenin benim için ahlaki bir değeri yok”. Ama cebindeki 100 TL’nin yarısını paylaşıyorsa, en ihtiyaç anında yanında oluyorsa daha değerli değil mi?

Bence bu düşünceyi destekleyen küçük büyük eylemler o kişinin o düşüncesinin değerini artırır diye düşünüyorum. Sorsan herkes paylaşımcı, etik, ahlaklı, liyakata değer veren, eşitlikçi vs. gerçekte fırsat eline geçse ne olur; Zayıfı gördüğünde ezer mi? Makam mevki verildiğinde reddeder mi?

Aktüerya Biliminde biz buna “Kredibilite Teorisi” diyoruz. Daha önceki yaşanmışlıklarına, eylemlerine deneyimlerine bakar, onların sonuçlarına eğilimine değişimine göre gelecekte yapabileceğin şeyleri tahmin etme hali. Bir anlamda yaptıkların yapacaklarının teminatıdır.

Böyle bakınca “De get! Senden adam olmaz” sonucu da çıkabilir veya “Yürü senin kim tutar” da, “Bu hedef olmadı ama 50 yıl sonra kesin Everest’e çıkarım” hayali de.

“Gelecek yıl yarı maraton (21 km) koşacağım” diye söyleyen birisini “iyi çok güzel” diye dinlerim. Ama koşabileceğini ancak azar azar yürümeye başlarsa düşünürüm. Yoksa oturduğu yerden o kişi Everest’e oksijen tüpü kullanmadan da çıkar, New York Maratonunu ters takla atarak da bitirebilir, tüm mal mülkünü yoksullara da dağıtabilir. Düşünce serbest. Değeri ancak küçük eylemle birleşince daha mantıklı olur.

O yüzdendir ki düşünce tek başına ne iyilik olur ne de suç, sadece eyleme dönüşme potansiyelini içerir. Tek başına anlamı yeterli değildir.

Demem o ki; kendinize güvenin, yaptığınız sahip olduğunuz her ne ise onlara sahip çıkın. Varsa bir hayaliniz küçük adımlarla o hayalinizin düşüncenizin peşinden gidin. Ferhat gibi dağları delemezseniz de karınca gibi o hayallerin peşinde an’ın keyfini çıkarırsınız.

Eyleminiz bol olsun.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s