Aktüer der ki “bugüne kadar yaşadığın hayat ve gelecekte yaşayacağın hayatın sana sunduğu mutlukların, yani bugün hissettiklerinin olduğun halin toplamı, bugüne kadar yaşadığın acılar ve travmalar ile gelecekte yaşayacaklarının toplamından daha fazla gibi” mi ne. Yani evet acılar, hüzünler olacak ama toplamda denge mutluluktan yana ağır basacak.
Her bir kişinin heybesinde biriktirdiği kim bilir neler var. Her kişi aynı olaylara aynı düzey sevinç veya üzüntü ile mi yanıt verir. Bu durumda mutluluk dengesi aynı verilerle aynı hayat koşullarında her bir kişi için farklı olacak gibi. Öyle de olmalı.
Aktüer; kişinin hayatta mutlu olmayı tercih ettiğini varsayar. Bu durumda da yaşamın uzun vadede pozitif bir tortu bıraktığını bırakacağını dikkate alır.
Mutluluklar ve acılar toplanabilir, çıkarılabilir, tartılabilir mi? Örneğin ölüm ile ayrılık tartılınca ayrılığın 50 dirhem daha fazla gelmesi mümkün müdür? Bilmediğimiz, bilinçaltına attıklarımız nasıl hesaba dâhil edilecek? Acı tecrübeler, unutulanlar, (artık envanterden çıkanlar) ve unutulamayanlar, hiç fark edilmeyenler onlar ne olacak?
Yaşamak tek başına mutlu olmanın en temel unsuru değil mi?
Belki de hesabı kitabı boş vermek yaşamak gerek.
