Tuzlu Portakal

Sevdiğim ve çok kere kullandığım bir fıkradır. İlk nerede okudum, kimden duydum hatırlamıyorum.

İki deli bankta oturmuş, portakal yiyeceklermiş. Delilerden biri portakalı soyduktan sonra tuzlayıp tuzlayıp atıyormuş. Bir iki bu durum devam edince, diğer deli dayanamamış sormuş.

– Neden portakalları atıyorsun?-

Diğeri de

– ben tuzlu portakal sevmem ki

demiş.

Uzun yıllar kamuda çalıştım. En anlamadığım mevzuatı yapanların yapmakla sorumlu olanların getirilen yeni bir konu mantıklı bile olsa “mevzuata aykırı” demeleri ve sonrada mevzuattan şikâyetçi olmalarıydı. Mevzuat yetersiz ise değiştirme yetkisi sende. Çöz sorunu. Mevzuatı eksik yanlış yetersiz yapıp sonra bundan memnun olmama hali bir garipti vesselam. Ben elimden geldiği kadar yeni şeyler yapmaya, eski köye yeni adetler getirmeye, oyunun kuralını değiştirmeye çalıştım. Bir anlamda, etki alanımda ne varsa onlarla ilgili şikâyetçi olmadım. Portakalları tuzlamamaya, tuzlu olanı da yenebilir hale getirmeye çalıştım.

Portakalı tuzlama ve tuzlu portakal sevmeme durumunu evde, işte, planlarda, aktivitelerde her yerde, her şeyde farklı şekillerde gözlemlenebilir. Kendi ellerimizle istemeyeceğimiz sevmeyeceğimiz hale getirdiğimiz, içeriğini bozduğumuz, aslından uzaklaştırdığımız, doğasını yok ettiğimiz ve sonra beğenmediğimiz durumlardan şikâyetçi oluruz. Oysa bakmamız gereken acaba portakalı mı tuzluyoruz, biraz tuz mu katıyoruz, tuzundan arındırmaya mı çalışıyoruz.

Bir ilişkide yeteri kadar şefkat, sevgi, empati ilgi gösteriyor muyuz? Bunları azar azar kesince ilişki artık arzulanan, hoşlanılan, içinde olunmak istenen halden çıkınca kim suçlu. İlişkinin yapısı mı böyle yoksa onu biz mi bu hale getirdik?  Portakal mı tuzladık yoksa. 

Eskiden kaynanalar sevmedikleri gelinleri (sevdikleri olur mu?) yemek yaparken bir kaşık tuz da kendileri atarlarmış gizliden, yemek tuzlu olsun da gelin fırça yesin diye. Peki damat kendi bol bol tuz atıp da  “bu yemek tuzlu olmuş ben tuzlu yemek sevmem” derse ne olacak?

Makarna, pizza, pasta yedikten sonra kilo sorunu yaşamak, ara ara diyet yapmak neyin nesidir? Dizi izleyip hareketsizlikten, zamansızlıktan şikâyet etme hali ne olacak? Ya da siyasette çözüm üretmeden hiçbir yapmadan her şeyin düzeleceğini beklemek?

Hayatımızda neleri tuzluyor ve sonra da bu tuzlu diyoruz? Belki bakmak gerek. Listelemek her birini az çok. Belki yakınınızdaki biri ile çapraz eşleşmede olur. Biri diğerinin neleri tuzladığını söyler. Dışardan bir bakış açısı ile içerden kişinin kendi gördükleri karşılaştırılır.

Sözün özü. Portakal tuzlu değildir. Tuzlu portakal sevmiyorsanız lütfen portakalı tuzlamayın derim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s