Finansal Travma ve Bireysel Yatırım Terapisi

Davranışsal iktisadın konusunda giren ve oldukça önemli yatırım kararlarını etkileyen faktörler var. Ben biraz “finansal travma” diye tanımladığım biraz psikolojinin de konusu olana değinmek istiyorum.

Finansal travma;  bireyin yatırım kararı verirken bir yatırım aracı ile ilgili kendisinin veya yakınında gözlemlediği, duyduğu ve hayatında önemli etki eden ve çoğunlukla bunun etkisini fark etmediği büyük kayıp veya kazançlardır.  Genellikle de kayıplar.

Psikolojide her birey özeldir. Yatırım kararında da. Bireyin yaşanmışlıkları, hayattan aldıkları, etkilenmişlikleri ve dolaysıyla da küçük büyük yaşam olayları karşısındaki deneyimleri, travmaları farklıdır. Geçmişten getirdikleri, biriktirdikleri de öznel varlığını oluşturur.

Çoğunlukla da bir karar verdiğimizde nasıl verdiğimizi tam olarak bilmeyiz. Hele yatırım gibi konularda en mantıklı temel analizler, teknik analizler, karşılaştırmalar, grafikler, profesyonel yatırım danışmanlığı bütünüyle kararlarımızı belirlemez.

Bireylere ne kadar nitelikli bilgi sunulsa da kararın önemli bir kısmı bilinç düzeyinde değil bilinç dışında oluşur. Belirleyici olan algılarımız, hayallerimiz, beklentilerimiz ve en önemlisi o yatırım aracına ilişkin geçmiş bildiğimiz ve bilmediğimiz deneyimlerimizdir.

Bireyin yatırım kararı, üç beş anket sorusuna indirgeyip, teknolojik destekle ve kısmen geçmiş yatırım eğitimlerine bakıldığında optimal çözüm ortaya çıkıyor mu? Teknoloji, teknik analizler bize bireyin farklılığını ne kadar anlatır?

Geçmişte yaşadığı finansal acılar etkilemez mi onu? Hisse sentlerinde çok kaybetmiş veya dolduruşa gelip elindeki dolarları satmış, bilmediği piyasalarda kaldıraçlı işlem yapmış, bir koyup beş alacağını düşünmüş birileri yok mudur?

Bir konut kooperatifine girip de hayal kırıklığına uğramayan var mıdır? İmar gelecek diye satılan tarlayı alıp da yıllarca bekleyen? Kredi ile ev ve dükkân alıp taksitleri nasılsa kira ile öderim diyen, kiracısız dönemde değil kredi taksitini aidatları bile ödemeyenler yok mu?

Kişi az risk, çok kazanç ister. Az emek çok verim.  Olur mu? Arada rasgele olabilir. Ama çoğunluk hayatın bir dengesi olduğu gibi yatırımların da bir dengesinin olacağını unutur. Ne hep kazanç, ne hep kayıp. Portföydeki her yüzdelik artış veya azalış aynı şekilde mi algılanır?

Eğer geçmiş finansal yatırım araçları ile ilişkiniz sağlıklı bir zemine kavuşmaz ise hep bir tarafa yüklenir birey. Oysa sizi kısıtlayan bilinç ve bilinç dışı blokajlardan travmalardan arınırsanız daha geniş bir evrende denge oluşur. Fırsatlar seçenekler çoğalır.

Bir bireye yatırım tavsiye verirken belki sadece onun vade, risk gelir beklentisi değil bir bütünsel olarak hayatına da bakmak gerekir. Neden sadece ev alıyor? Neden en riskli hareketleri yapıyor? Neden bir takıntı halinde ve tekrarlayan yatırım hataları yapıyor?

Bu yatırım davranışına bakmak gerekmez mi? Bilgisi mi yok, karar mı alamıyor? Aldığı kararlar kendinin mi? Başkasının mı? Kişinin finansal hikâyesini sağlıklı bir zemine oturtmadan ona sunulan seçenekler içerisinde rasyonel bir yatırım kararı almasını bekleyebilir miyiz?

Etrafım da o kadar çok arkadaşım var ki beklentilerine, vade yapısına, nakit açısına uygun değişik yatırım seçenekler önermeme rağmen yine kendi bildiğini geçmişte yaptığını tekrarlayan.

Onları anlıyorum. Daha iyi anlamak için belki bireye özgü finansal terapi süreci yaşamaları, finansal yaşanmışlıklarını öğrenerek farkındalık yaratmak çözüm olabilir.  “Bireysel yatırım terapi süreci”ni birlikte düşünmeye aramaya değmez mi? Ne dersiniz?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s