Trans Kaz Dağı Yürüyüşü; Yürürken Baktın mı? Gördün mü?

Doğa, özellikle dağlar ve uzun yürüyüşler bana iyi geliyor, biliyorum. 11-15 Temmuz arası Kemal Milani ve rehberimiz İsmail Bakır ile yaptığımız 110 km’lik Kaz Dağı Trans yürüyüşünde bunu bir kez daha hissettim.

Doğanın olduğu gibi olma halindeki enerjisi, çeşitliliği, uyumu, umarsızlığı, zenginliği, diğer bitki hayvan her türlü canlıya kucak açışı, sürprizleri hep bir bütünün parçası. Müthiş bir eko sistem. Sanırım sadece insan oğlu en uyumsuz olanı ve fazlalık.

Çok kere yalnız yürüyüşler yaptım. Sadece iç sesimi ve doğanın sesini dinlemek için. İnsan türünün az olduğu yerlerde kalıp sadece ağaçları, kuşları, böcekleri, rüzgârı, güneşi, denizi, suyu, dereyi görmek duymak hissetmek için. Sinop’un ücra kıyılarında dolaşıp denizin dalgalarına karışmışlığım da, Verçenik Dağı eteklerinden fırtına deresi boyunca denize yürümüşlüğüm de, Bolu’nun köylerinde Google amca sayesinde bulduğum rotalarda sürü köpeklerine telef olmadan dolaşmışlığım da, daha lisede iken Gökçeada’nın bakir doğasında alıp başımı kaybolmuşluğum da var. İstanbul da ise Büyükada, Burgaz ve Heybeliada’nın arka tarafları (dönüş ve gidiş kalabalığını saymazsak) hızlı bir kaçış için ideal mekanlar. 

Kaz dağı yürüyüşü gerçekten uzundu. Her gün 13-14 saat arası yürümek, inişli çıkışlı, taşlı bazen patika bazen orman yolunda 20 kg’dan fazla malzeme ile dolu sırt çantasının ağırlığı ile yapmak iyi bir deneyim oldu. Az mola, uzun ve tempolu yavaş yürüme, kimi zaman güneş, rüzgâr son gün yağmurla birlikte sürekli havaya doğaya ve kendi bedenimizin durumuna uyum gerektiriyor. Hem ruhen hem fiziken kararlılık ve sürdürülebilir enerji istiyor. Dün yürüyüş bitti sayılır son 15 km dendiğinde veya artık bitti 1,5 saat kaldı diye konuşulduğunda 110 km’nin son 5 km si veya günlerce süren yürüyüşün son saati. İnsan hem kendini, enerjisini, fiziksel kapasitesini hem de ruhsal durumunu daha iyi sorguluyor ve tanıyor. Sırt da 20 kg yük olmasa belki çok daha hızlı tamamlanacak bir rota ve mesafe. Yine de bu mesafeleri bir günde koşan veya yüksek irtifalı koşulara katılan arkadaşlarımı saygıyla takdirle ediyorum, anlıyorum. 

Rotanın detayları için rehberimiz İsmail Bakır’ın daha önce Vikiloc’a kaydettiği rotayı izledik. Ama siz siz olun yine de bir bilenle gidin derim. O mevsimde akan akmayan çeşmeler, konaklama yerleri, normal patika ve köy yollarının dışına çıkılan alanlar, ilginç 4-5 yol ağızları sizi birden ya Bayramiç, Altınoluk’a ya da Edremit’in bir köyüne indirebilir şanslı iseniz. Ya da çangılın ortasında veya dik bir vadide, kayalıklarda  kalırsınız.

Yine de rotayı vereyim.

https://tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/ayvacik-yenicam-kaz-dagi-zirve-yenice-ilce-merkezi-transi-28296886

201907kazdagirota

Yol boyunca çok çeşitli bitki örtüsü ve zengin bir canlı hayat bize eşlik etti. Çok büyük kalın köklü çam ağaçları da vardı, uzun ince belki 30 40 metrelik olanlarda. Göknar da, köklerini toprağın dışına da cömertçe salan kayın da, meşe de, kestane de, çınar da, dallı kavak da. Daha niceleri. Bir yerde koruma altına alınmış üç kestane ağacı vardı. Hani asırlık çınarlar olur ya işte öyle yaşlı, birkaç kişinin sarabileceği kalınlıkta kökü olan.

Saygı ile sarılmak kucaklamak geldi içinden. Yaptım. Bıraksalar orada kalırdım.

20190714_120629-01goz

Bu gördüğüm göz ise başka. Kesilmiş bir ağaçtan ortaya çıkmış. O mu beni gördü o haliyle ben mi onu gördüm bilemiyorum. Bakınarak yürüyordum yollarda ve azını görüyordum güzelliklerin. Bir yerde dağ çileği gördüm üzerinde dağ çileği yoktu. Yol boyunca daha dikkatli bakınca dağ çileği olanları da gördüm. Böğürtlenler çiçeklenmiş ama henüz olgunlaşmamıştı. Ama ısrarla bakınca arada erkenci üç beşini gördüm. Kaz dağlarında fındık da gördüm, renkli renkli yabani erik de. Yeşil elma da vardı henüz ekşi, renklenmeye başlayan da.

Baktığımız yeri görürüz ya öyle. Hayatımız da neresine baksak olumlu olumsuz tarafına, güzelliklere hayal kırıklıklarına, hoşluklara, kaygı verici şeylere, dostluklara, bizi üzenlere, gelenlere, ayrılıp gidenlere… Nereye baksak orayı görürüz. Aslolan belki kalp gözünü de açıp bırakmak olası her güzelliğe hoşluğa ve gelecek olan ne ise ona direnmemek.

“ben ağaçta bir yaprak rüzgar savurur beni

Ben denizde bir gemi dalgalar vurur beni” gibi. Çok da önemli değiliz gibi bakınca doğaya.. Bir yaprak, hadi hadi denizde bir gemi.

https://www.youtube.com/watch?v=q6srar4Hd-w0

İsmail Hakkı Demircioğlu bestesi, Şevval Sam sesinden ayrı bir güzel.

Size iyi gelen şeyleri bulun ve sahip çıkın. Her ne ise. Her kim ise.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s