Hayaller ve Hedefler

“Hayal etmediğin şeye ulaşmasın” der yaşam guruları. Hayal etmek işin başlangıcı. Az çok herkesin hayalleri vardır. Bazıları kimseye söylenmez. Ulu orta yerde konuşulunca “ama senin ki de boş hayal” derler. Yani ulaşılması imkansız, desteksiz. Olması mümkün olamayacak cinsten. Boş hayali “ancak rüyanda görürsün” derler. Yani dünya gözüyle olmayacak şeydir. Hemen yargılanır kişi. Hayalini öteler, gizler, saklar içine. Hayal kırıklığı olur.

Hayal etmek başlangıcı dedik elde etmenin. Hedef denilen şey nedir?; Ulaşılmak istenen, gerçekleştirilmek istenen, elde edilmek istenen, varılacak şey. Aslında bu bile bir süreç, yolda olma hali gibi bir anlam içeriyor.

Bir anlamda daha iyi daha ileri yani dahası olan bir şey gibi. Hemen şimdi, ileride veya fi tarihinde de gerçekleşebilir. Küçük, büyük, “oooo” denen cinsten de hedefler olabilir. Liselinin üniversiteye girme, yan sınıftaki kızla çıkma, turnuvada gol kralı olma, orta sahadan üçlük atma.. Üniversitede biter hayaller çoğalır; işe girmek, geçinmek, ev araba almak, evlenmek….

Yaşam devam ettikçe bazıları gerçekleşir, bazıları değişir, bazıları geçmişte kalır, yenileri orta çıkar. Hep yeni hayaller hedefler olur.

Peki bir hayali hedef yapan ne? Örneğin daha demokratik, özgürlükçü, gelişmiş bir Türkiye hayal midir? Zor, imkansız diyen de olur. Bu saatten sonra şu an şükret diyen de. Bir birey için belki, bir siyasi parti için ise pekâlâ hedef olabilir. Bu genel hayal ne zaman kişinin hedefi olur ancak belki bu uğurda bir eylemde bulunması, bir STK’da görev alması yani bir şeyler yapması ile. En azından gidip oy kullandığında. Az veya çok bir eylem içerir. Tek başına bir şey değiştirmese de çorbada tuzu olur.

Daha genel hedef yerine örneğin kilo verme kendini, aynada manken gibi görme olma hayali belki bir salona üye olarak, sağlıklı beslenmeye başlayarak, yürüyüş yaparak, kendine özen göstererek hedef haline gelir. Aksi halde pizza sonrası çikolatalı pasta yerken “zayıflamak istiyorum” diye konuşmak boş hayal olabilir. Hedef değildir.

O zaman kritik konu hayallerin hedefe dönüşmesini sağlamak ve onları gerçekleştirmek. İşin bir kısmı objektif kıstaslara dayalı, hesap kitap matematik işi, yani bilimsel. Bir kısmı ise ruh hali, kararlılık ile ilgili gibi.

Aysa 50 TL biriktirip güzel İstanbul’da bir ev alma hayali kuruyor isen finans der ki bu imkansız. O kadar para ile o hedefin gerçekleşmesi sayısal olarak imkansız. Tabii o para ile loto oynayıp kazanma olasılığını katmıyorum. O yüzden imkansız dedim. Çok küçük aidatlar ile başlayıp kurulan konut kooperatiflerinin vatandaşların dolandırılması hayal kırıklığına uğraması bu yüzdendir. Küçük bir aidat ile büyük bir hayali gerçekleştireceğine inandırılırlar. Kimse de oturup hesap yapmaz, bu işin maliyeti nedir diye. 20 yıl biriktirsem ne olur. Basit 4 işlemdir aslında olmayacağını görmek.

Bununla birlikte, ara yollar vardır, farklı basamaklar, zıplama hareketi, eşik atlama…

Koçlar, yaşam koçları, diyetisyenler, şirketlerde, reklamlarda, partilerde hayal yaratır. Bol bol şekerli, unlu şeyleri tüketip sürekli diyetisyenleri zengin ediyor isen kaybedilen kilo değil sadece para ve kilo vermeye olan inanç olacaktır.

Hayalin, hedefin gerçekleşmesi bu açıdan biraz denge işi gibi. Hem tutarlılık arz edecek hem de onu gerçekleştirme yolunda bir kararlılık olacak. İşte hayali hedef yapan ve onu gerçekleştirecek olan şey de tam burada sanki.

Eğer bir senfoni orkestrasında baş kemancı olmak gibi bir hayalin olabilir. Ama hayatında eline keman almamışsan ve almaz isen olması mümkün müdür? Ama en azından bir keman kursuna gidiyorsan o yolda bir adım atılmış olur. Baş kemancı olmasan da “kemancının aşkını” çalabilirsin. Doğuştan gelen bazı özel ayrıcalıklar, saklı yetenekler OK ama gerisi şekillendirme. Tüm mobilyalar kalasdan ortaya çıkıyor.

Bir diğer konuda çok hayalin olması, çok hedefin olması ve bunların hepsi içinde çaba gösterilmek istenmesi. Çok şey istemek ve çok şeyin peşinde koşarken paylaştırılan enerjimiz ile çoğunlukla hiç birine ulaşamamak tamamlanamamak durumu.

Burada da öncelikler ve hayatın akısının dengesi geliyor devreye. Deniz kıyısında yaşayıp sabahları erken balığa çıkma hayalin ile plazadaki bir şirkette yönetici olma hayalin eş anlı olmayabilir. Ancak önceliklendirerek her ikisine de zaman içerisinde ulaşılabilir. Burada denge hayatın akışı içerisinde esnek şekilde hedefleri, öncelikleri değiştirmek, değiştirebilmek, açık olmak. Açıklık ve esneklik zamanın yarattığı değişimle ortaya çıkan fırsat ve tehditleri görmemize ve önceliklerimizi değiştirmemize katkı sağlar. Bu maymun iştahlılık gibi birinden vazgeçip bir diğerine yönelmek değil. Biraz esneklikle birinin zamanın akışında biraz daha öne gelmesi diğerinin geçici olarak buzdolabına kaldırılması gibi. Daha sonra kullanılmak üzere.

Tekil hedeflere ulaşma konusu ise iyi bir plan, gözlem, yetkinlik, kararlılık birçok şeyi kendi içerisinde barındırıyor. Ama her hayal bir başka hayaller her hedef bir diğeri ile ilgili. Uzaktan bakıldığında ilgisiz görünse de.

Neden bu hayaller ve hedeflere girdim.

Benim kendi hayatımda çok sayıda hayalim var. Bunların önemli bir kısmı da hedeflerim arasında. Bu ay içinde iki büyük hayalim için ciddi eylemde bulundum. Hayalimi hedef ve onları da ulaşılabilir hale getiriyorum.

Bunlarda ilki uzun zamandır sohbetlerde dediğim “ODTÜ’ye tekrar girsem 3 bölüm de okuma isterdim” lakırdısına konu olan. Biri iktisat ki gerçekleşmiş bir şey. Diğer iki psikoloji ve endüstri mühendisliği.

Temmuz ayında Klinik Psikoloji konusunda Yüksek Lisans’a başlıyorum. Bu alanda zaman zaman aldığım kişisel gelişim eğitimleri, okuduğum kitaplar ve özellikle kendimi ve yakın çevremdekileri daha iyi anlama, dinleme, algılama, merak etme konusundaki istekliliğim sonuçta beni bu yola itti. Muhtemelen 2019 başında 3. yüksek lisans da bitmiş olacak. Psikolog olur muyum bilmiyorum. Birine dokunmak için gerçekten ehil olmak gerek. Bir taşı kaldırınca konacağı yeri bilmek gerekir. Yoksa taş elinde kalır. Ancak belki kendime ilaç olursam bu da önemli. Bütün amaç, önce yaşamı ve kendini anlama; bu ikisi arasında anlamlı bir ilişki kurma ile ilgili. “Bir şeyler var değişecek, bir şeyler var değişmesi gereken”. Önce kendimizden mi başlasak ne..

İkincisi ise 42-43 yaşına kadar derin yerde yüzemeyen, kaskatı kesilen korkusu olan biriydim. Küçüklüğünde muhtemelen derin bir yerde suya atılmış ve bunun yarattığı bir korku ile bedensel yaş büyümüş ama suya atılan içimdeki çocuk aynı kalmış. Kendim ve yakınımdakilerin sabırlı çabası ile bu konu tamamen çözüldü. Şimdi açığı kapatmak yüzemediğim, sudan uzak kaldığım yılların acısını çıkarmak istercesine soğuk sıcak demeden suya girerim, keyfini çıkarırım. Son bir yıl içinde Ocak hariç her ay denize girmişim. Deniz tatiline gittiğimde günde birkaç saatten fazla yüzerim, tekne turunda kaptan merdiveni daha indirirken ben atlar, çekerken çıkarım. Snorkelle 8-9 metrelere dalıp, burnumu kanattığım da olmuştur. Şimdi uzun uzun yüzebiliyorum. Yüzer hale gelip de biraz uzun mesafe yüzmeye başlayınca kendime İstanbul boğazını geçme hayalim ortaya çıktı. Her vapurla karşıdan karşıya geçişte akıntıların arasında biraz da kendimi hayal ederim. Yüzmek, suda ilerlemek başka gerçekten hakkıyla yorulmadan uzun mesafe yüzebilmek başka.

Malum danışmanım ve bazı işlerde bize danışılmasından para kazanıyorum. Ben de yakında Masters Dünya şampiyonasına hazırlanan Galatasaray Yüzme takımından bir hoca ile çalışma başladım. Eskileri, bildiklerimi beni suyun üzerinde tutan hareketleri unuttum kendimi havuza suya ve hocanın dediklerine verdim, odaklandım. Gördüm ki ben kendi başıma devam etseymişim kör topal ve belki boğazı geçermişim ama işin doğrusu başka imiş. Henüz daha ilk dersler. Galatasaray’ın Kalamış tesislerinde henüz 3 -4 yaşındaki bebeler benden daha doğru yüzüyorlar ama hedefim birkaç ay içerisinde onları geçmek. Şimdi bana havuz kenarından gülerek bakıyor; “bak kolları yanlış, iyi nefes alamıyor, ayaklarını iyi vuramıyor..” Duyuyorum onları.

2018 yılında muhtemelen eğer bir aksilik olmaz ise kendimi boğazın serin sularına bırakıp akıntının da desteği ile güzel manzara ve belki yunusların eşliğinde boğazı geçerim kim bilir. En azından bu yolda kararlı şekilde ilerliyorum, daha doğru daha keyifle az yorularak yüzüyor olacağım. Uzun mesafe zaten koşuyordum. Uzun mesafe de yüzünce güzel olacak sanki.

Tüm hedeflerimi saymayayım şimdi çok zaman alır. Derim ki yaşanmış elli yılda çok hayalin gerçekleşti. Yaşanacak bir elli yıl daha olsa gerçekleştirilecek çok hayalim var. Hayatın akışında hangisine sıra gelirse paniklemeden, telaş etmeden her birine küçük büyük demeden saygıyla yaklaşarak yolda olmaya devam.
Demem o ki hayal kurun, hayallerimizin içini doldurun, adım atın, yetkinliğinizi geliştirin, yaşamın akışını önceliklendirin. Hayalleriniz gerçek olsun.

16.06.2017

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s