Karalahana Sarması

Karalahana deyince Karadeniz gelir aklıma. Karadeniz benim için fırtına deresi boyunca yaptığım tek başıma ve grup halindeki farklı rotalardan doğa yürüyüşlerim, olağanüstü güzellikteki yaylalarındaki kamplar, iki kez zirvesine çıktığım Kaçkar Dağı, erken bizi bırakıp giden Kazım Koyuncu demek.

Karadeniz dağlarından eriyen karlardan süzülüp damla damla çoğalarak coşan, birleştikçe gürleyip akan o derelerin kıyısında oturup ayağını suya soktuğunda her şey bir başka olur, tüm yorgunluklar kaybolur.

O derelerin kıyısında durup dinlenmemiş, suyun sesini dinlememiş, onunla birlikte coşmamış isen derelerin akmasına engel olan, coşkusunu azaltan kurutan, yok eden HES’lerin varlığı sadece haber gibi gelir. Kuruyan her dere, yapılan bir HES, Karadeniz coğrafyasına doğasına vurulan bir darbe. Binlerce yıllık doğanın akışı kar hedefi talan uğruna yok edilmemeli. Er geç doğa hakkını geri alır, insan sadece yaptığı ile kalır.

Karadeniz’i o kadar severim ki her yıl aynı yaylara gidelim dense yine giderim. Dere yanlarında yol boyunca biten yabani fındıklardan o kadar keyif almışımdır ki “finduk” için çok sayıda dörtlüklerden oluşan güzellemelerim var. Belki bir gün paylaşırım.

Karalahana Karadeniz ile özdeşleşse de yurdun her yerinde yetişiyor. Besin değeri oldukça yüksek. Çiğ olarak kullanılsa da ben hep sarma ve çorbalarda kullanıyorum. Bugüne kadar değişik içlerle sarmasını yaptım. Bol bol da çorbalarda kullanırım. En kolay olanın tarifini paylaşmak istedim.

Yaklaşık bir demet karalahanadan bir pilav tenceresine tek sıra yetecek kadar sarma çıkabiliyor. İç malzeme olarak ben az pirinç, kıyma (genelde kuzu ve dana karışık), bol soğan, mevsimine göre kırmızı kapya biber, yeşilbiber, dereotu, nane, maydanoz, sarımsak, mevsiminde ise bir rende domates ve bir miktar kendi üretimimiz seferi zeytinyağı. Ekleme serbest. Bir demet karalahana için 150-200 gram kıyma yeterli. Ben bir defasında kıyma yerine temizlenmiş kılçıksız hamsiyi iki bıçak ile kıyma gibi yapıp kullanmıştım. O da şahane bir iç olmuştu. Bir iki kez de hamsi kuşunu bile karalahanaya sardım.

Yaprakları sararken ben köklerinin bir kısmını sarma üzerinde tutuyorum. Yaprakları sıcak suda beklettikten sonra özellikle sapları duracak ise bir merdane ile yaprağın damarlarını ezmek sararken kolaylık sağlıyor. Bu fotolardakiler de yapmadım.

Kestiğim diğer köklerle de tencere altına yatak yapıyorum. Bu tercih edilme ise bir iki patates, soğan, havuç ile şahane bir sebze çorbasına malzeme olur. Bu hem o köklerin de pişmesine ve yemeğin bir parçası olmasına katkı sağlıyor hem de tencerenin olası bir tutma halini engelliyor.

Sarma işleminde kökün dışarda kalması için yanlamasına satıyorum. Yaprağın damarlarının izlerinin olduğu pürüzlü kısmı içe gelecek şekilde malzemeden yeterli kadara koyuyorum.

Her bir sarmayı usulca tenceredeki yerlerine yerleştirip sarmaları geçecek şekilde su ekliyorum. Pilav tenceresine belki bir tabağı ters çevrilip pişme sırasında dağılmamaları için kona da bilir. Ben genelde kaynara çıktıktan sonra tabağı alıp, ağzı açık pişiririm. Orta ateşte 20 dk.da pişer. Arada kontrol etmekte fayda var tabii.

Ben tabağa koyduğum miktar kadar saplarından tutup 4-5 tanesini hemen oracıkta yerim. Yanına ev yağımı bir yoğurt varsa harika olur. Renkli havuçlar, renkli turplar da iyi gider ve illaki acı biber iyi gider.

Afiyet olsun.

7.12.2020

Rev. 29.01.2023

Advertisement

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s